"Unutmayalım ki örgütsüz yığınlar her zaman için sömürülmeye, baskı altında ezilmeye mahkümdurlar."
Ziyaretçilerden
Yazı Başlıklarından
Konuşma Başlıklarından
|
Videolar
|
"Unutmayalım ki örgütsüz yığınlar her zaman için sömürülmeye, baskı altında ezilmeye mahkümdurlar."
|
|
NE SOYLEYIM DOSTLARIM NE ANATAYIM SIZLERE CTP YIDE KURAN VE YASATAN SIZLERSINIZ NICE NICE GUZEL GUNLERE MUTLU YARINLARA HOCAKALIN DOSTLARIM
her zaman kalbimizdesin
ctpninbu sene mualefettir.en iyi mücadeleci naci talattır
Senin gibi büyük bir insanın idaellerine ve hedeflerine bu kadar saygı duyan bir içtenlik ve çalışma hırsı ve bilinciyle ayakta durduğun kadar inşallah bizlerde durabiliriz
Bu sitede emegi gecen herkezi cani gönülden kutluyorum, çok güzel bir site olmuş. Sayın Naci Talat a yakışan bir site. Kalbimizdesin.
ONU BÖYLE DEĞİL ARAMIZDA GÖRMEK İSTERDİM
naci talat abimize ne desek az gelir...mücadeleci dürüst adam gibi adam olan naci abimize söylenecek tek söz'KEŞKE YAŞASAYDI'...
GERÇEKTEN BU ÇALIŞMADA EMEĞİ GEÇEN HERKESİ TEBRİK EDERİM.BÖYLESİNE DEĞERLİ BİR İNSANI YAŞATMAK HEPİMİZE DÜŞEN BİR GÖREV.EN AZINDAN BEN KENDİME BİR GÖREV OLARAK KABUL EDİYORUM.ONUN YOLUNDAN GİTMEK ARZUSUYLA SAYGIYLA ANIYORUM....
Efsanevi Liderimizin anisini yasatan ve hisseden herkese sevgiler ve saygilar. Mucadele tarihimiz gelecegimizdir.
1970’li yılların sonu veya seksenli yılların başıydı sanırım... Ben ortaokul öğrencisiyim. Köylüyüz ya,yaz tatili hep tarlalarda geçiyor. Luricina’nın domates bahçelerinde. Bir gün domates topluyoruz. Eylül ayı... Hafif bir yağmur.. Azıcık...Yerdeki tozun toprağın, ateşini alacak kadar.. Yorulduk.. Öğle yemeğine oturduk. Köy ekmeği, çakıstes ve tarladan domates. Yakın bir kuyudan çekilmiş su da vardı yanında.. Tam bu sıralarda uzaklardan üç kişinin bize doğru koşar adımlarla geldiğini gördük.
Yağmur oturtmuştu ya tozu toprağı... o kadar hızlı adımlarla geliyorlardı ki, o oturmuş toprak bile havalanıyordu ayaklarının altından. Kravatlıydı aralarından biri. Üstelik dev gibi gelmişti bana. Küçücük bir ortaokul öğrencisiydim o zaman.
Geldiler.. Yanımıza oturdular. Hatırımızı sordular. Bizimle yemek yediler. Ve onu o anda hatırladım. Bir süre önce köy kahvesinde, önüne koyduğu masası ve bir fincan çayı ile konuşma yaparken görmüştüm onu. Konuşuyor anlatıyordu. Gülümsüyor bazen de elini masaya vuruyordu. Çay fincanı masadan fırlarken o konuşmaya devam ediyordu. Evet o adamdı bu. Elinde gazetesi vardı, dev gibi olanın. Arabalarını ana yola bırakmışlardı. Ama gazetesi yanındaydı. Kopamamıştı ondan. YENİDÜZEN gazetesi. Komünistlerin. Öcülerin. Öyle öğretmişlerdi bize. Ve en büyük komünistti yanımızda oturan. Bizimle çakıstes ekmek yiyen. Bizimle konuşan. Naci Talat. O gün ilk defa yaşadım onunla. Ve o gün bir milattı sanki. Ortaokuldaydım ve köye gelen 13 YENİDÜZEN’i köye dağıtanlara bende katılıyordum artık zaman zaman. Ve o gün bizimle birlikte oturan benden yaşça küçük birinin söylediği bir cümle hep beynimin bir köşesinde kaldı...
“Yani şimdi ben NACİ TALAT’la beraber yemek yedim ???”
O gün bugündür YENİDÜZEN günlük yaşantımda hep oldu. Hep de olacak. Bu yüzdendir belki de, her YENİDÜZEN yazarının bir YENİDÜZEN olarak algılanmasını istedim ben ve hep de isteyeceğim...Çünkü Yenidüzen’e her baktığımda, tozu toprağa katıp da gelen o dev gibi gülümseyen adamı görüyorum ben..