"Unutmayalım ki örgütsüz yığınlar her zaman için sömürülmeye, baskı altında ezilmeye mahkümdurlar."
Manifestomuz
Kıbrıslı Türklerin yıllardan bu yana sürdürdükleri varoluş mücadelesi bugünlerde sanki bir umutsuzluk evresine girmiş gibidir. İnsanlarımız başta Rum komşular olmak üzere Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri kısaca dünyaya güvenmemektedir. Hatta Türkiye’ye duyduğu güveni bile her geçen gün yitiriyor gibidir. Bu güvensizlik Kıbrıs Türklerini nihilist (inançsızlığa) bir düşünce ortamına doğru itmektedir. Hiçbir şeye inanmamak geleceği olumsuz yönde etkileyebilir. Nihilizmin Almanya’yı faşizme sürüklediği iddialarına kulaklarımızı tıkamamız gerekir. Bizdeki sürecin Almanyadaki sürece benzemeyeceği muhakkaktır. Ancak neye benzeyebileceğini öngörmek yerine işe girişmek ve geleceği belirleyecek bir kuramsal inanç sistemi oluşturmak bizim görevimiz olmalıdır.
Uzun yıllar verilen mücadelerin sonunda ‘gerici özellikler taşıyan statüko’ sonunda başarısızlığa uğrayarak, ülkenin yönetimini, demokratik yoldan sol görüşlü politikalar ve politikacılara devretmişlerdir. Öte yandan Kıbrıslı Türkler 24 Nisan 2004 tarihinde gelecekle ilgili olumlu bir davranış sergileyerek “Annan Planı”na %65 oranına ulaşan bir oy oranıyla evet demiştir. Oysa Rum komşularımız referanduma % 74’e ulaşan bir oy oranıyla hayır diyerek adamıza barışın gelmesini şimdilik engellemişdir. Buna rağmen onlar Avrupa Birliği’ne girerken, Kıbrıslı Türkler Avrupa Birliği’nden dışlanmasalar da ambargoları aşamamışlardır. Bu ambargolardan dolayı ülkemiz hem Avrupa Birliği normlarının içinde hem de dışında kalmaktadır. Bu karmaşıklık ve ekonomik istikrarsızlık bizi her alanda olumsuz olarak etkilemektedir. Maddi ve düşünsel tüm üretim alanlarımız istikrarlı bir şekilde gelişememektedir. Belki de bu yüzden Kıbrıslı Türklerde yaşadıkları topraklara karşı bir aidiyet duygusunun kök salamadığı söylenebilir.
Ülkemizin kaynakları ve olanakları sınırlıdır. Geleceğimiz açısında kaynaklarımızı ve olanaklarımızı akıllıca kullanmalıyız. En önemlisi de üreticiliğimizi sürdürülebilir hale getirmeliyiz. Ülkedeki üretimin sağlıklı temeller üzerinde gelişmesi herkesin çıkarına olacaktır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde üretimin gelişebilmesi için istikrar vazgeçilmez unsurdur. Kıbrıslı Türkler herşeye rağmen üretici olmak durumundadır. Dışardan gelen kültürün içselleştirilebilmesinin yolu üretimden geçmektedir. Buradaki üretim kavramı özellikle kültürel, politik, toplumsal ve ekonomik olanları kapsamaktadır. Unutulmamalıdır ki üretimden yoksun tüketim bir toplumun varlığını, gücünü zayıflatır.
Kıbrıs Türk toplumunun izlemesi gereken yolu yıllar öncesinden işaret eden kişilerin başında Naci Talat gelmektedir. 1960’lı yıllarda Türkiye’deki Kıbrıslı Türk yüksek öğrenim gençliğini örgütleyip 1970’li yıllarda Türkiye’deki öğrenimlerini tamamlayarak Kıbrıs’a dönen Naci Talat ve arkadaşları, Cumhuriyetçi Türk Partisi saflarına katılarak o günün faşist baskıcı rejimine karşı mücadele ettiler. Naci Talat o günlerin yaygın olan sol düşüncesini CTP pratiği ile sentezleyerek mücadeleye bilimsel bir içerik kazandıranların başında gelir. Hayatı boyunca dünyadaki gelişmeye uyum sağlayıp, kendini yenileyerek CTP içinde de mücadele vermiştir. Naci Talat devrimin toplumsal örgütlenmeden geçtiğini farkettiği için bu alanda da büyük katkılar sağlamıştır. Son zamanlarda yapılan seçimlerde ve referandum mitinglerinde meydanları dolduran onbinler, Naci Talat’ın siyasi yaşamı boyunca ektiği tohumların ürünüdür.
Naci Talat bir eylem ve düşünce adamıdır. Yürüdüğü, durduğu her yerde üreterek barışa, demokrasiye, emeğe, insan haklarına katkı koymuştur. Ancak biz onun katkılarına yeterince karşılık veremedik. Bu toplum Naci Talat’a çok şey borçludur.
Her kesimden dostlukları bulunan bu şahsiyetin insan ilişkilerinde ‘aşırı hümanizm’ belirleyici olmuştur. Naci Talat felsefesinin bu topluma vereceği daha nice güzellikler vardır. Kimi insan yaşarken de öldükten sonra da katkı sağlayabilecek enerjiye sahiptir. Naci Talat da böyle insanlardan biridir.
Naci Talat yaşamı boyunca Kıbrıslı Türkler’in çıkarlarını savunarak mücadelesini yerli üretim ve yerli düşüncenin gelişmesi üzerine kurmaya çalışmıştır. Bize düşen görev onun açtığı yolda mücadeleye devam ederek Kıbrıs Türkleri’nin geleceğine katkı yapmaya devam etmektir. Naci Talat Vakfı bu amaçlarla kurulmuş ve bugüne kadar çalışmalarına devam etmiştir. Bundan sonra da Naci Talat’ınki gibi bitmeyen bir enerji ve heyecanla çarpan yüreklerle çalışmalara devam edilecektir. Gelecek onurlu düşünce ve üretim üzerine kurulacaktır.
19-12-2007 |
Yazı Başlıklarından
Konuşma Başlıklarından
|
Videolar
|
Çalışma Bakanlığı Niçi »