"Zafer halktan yana olanlarındır. Zafer ilericilerindir."

Çalışma Bakanlığı Niçin Yok?

Seçimlerden 6 ay kadar önce Türk Sen ile UBP arasında seçimlerde güç birliği yapmak için bir takım görüşmeler başlamıştı. Güç birliği görüşmeleri sürdürülürken UBP iktidarı işçi haklarına karşı genel bir saldırı içindeydi. Grevleri yasaklıyor, yeni sendikaların kaydından kaçınıyor asgari ücreti 55 TL olarak tespit ediyor, devlete bağlı iş yerlerde çalışan işçileri toplu halde işten kovuluyor, ihtiyaç sandığı paralarını yatırmıyordu. Böyle olmasına rağmen Türk Sen yöneticileri UBP’ni destekleme kararı almışlardır. UBP’de bu desteğe taviz olarak başta Türk Sen genel Sekreteri olmak üzere 4 Türk Sen yöneticisini kontenjandan  milletvekilliği aday listesine alınmıştı.

 

Türk Sen yöneticisi UBP adaylarının seçim kampanyasında UBP’nin büyük sermaye sahibi adaylarıyla birlikte nasıl boyu gösterdiklerini hepimiz gördük. Ancak sermaye partisi işçi desteğini Türk Sen aracılığıyla kendi adamlarını Meclise göndermenin yollarını bulurken Türk Sen adaylarından yalnız bir kişi Meclise girebilmiştir.

 

Biz bu yazımızda Türk Sen’in UBP’sini destekleme kampanyasını bir kez daha eleştirmek niyetinde değiliz. Ancak Türk Sen yöneticilerinin büyük yanılgısını ortaya çıkaran bir tutumunu gözler önüne sermek istiyoruz.

 

UBP iktidarının Bakanlıklarını ve Bakanlar kurulu resmen açıkladı. Açıklanan bakanlar arasında Çalışma Bakanlığı yok. Yani işçi haklarını, günlük ve haftalık çalışma saatlerini, ödeme biçim ve şartlarını, işçi ve iş yerleri güvenliğini iş kazalarını, iş uyuşmazlıklarını, toplu sözleşme görüşmelerini , grev uygulama, asgari ücret şartlarını, sosyal sigorta işlemlerini, ihtiyat sandığı sorunlarını, ödenekli , ödeneksiz izin durumlarını ve daha bir dolu işçi sorunlarını çözümlemekle yükümlü bir bakanlık kurmayı UBP iktidarı gerekli görmedi.  Eğer bir Çalışma Bakanlığı kurulmazsa çalışma düzeni tam bir kaos içinde gidecek, bundan iktisaden güçsüz, sermaye iktidarı karşısında dağınık işçi sınıfı zara görecektir. Çalışma bakanlığının kurulması elbette ki işçi sorunlarını çözmeyecektir. İşçi sorunlarının çözümlenmesi bir sermaye iktidarında değil ancak emekçilerin iktidarında gerçekleşecektir. Ama Çalışma Bakanlığının kurulması bu düzende, hiç olmasa işçi sorunlarına yasal bir eğilme getirecektir. İşçiler olsun iş verenler olsun, sendikalar olsun çalışma şartları ve çalışma düzeni söz konusu olduğunda muhatap bulabileceklerdir. Yasalarla saptanan işçi haklarına saygı gösterebilecek bir bakanın faaliyeti hiç olmasa çalışma düzeninin normal seyri içinde yürümesini sağlayacaktır.

 

UBP iktidarı bir Çalışma Bakanlığı kurmamakla işçi sınıfına karşı tavrını bir kez daha ortaya koymuştur. UBP, işçi sorunlarını ne ölçüde küçümsediğini kanıtlamıştır. Çalışma Bakanlığımızın kurulmaması çalışanlarımızı bir o kadar daha iş verenlerin baskı ve insafına terk etmek demektir. Bu da UBP’nin temel özelliği ve yerleşmiş politikasıdır.

 

Türk-Sen yöneticileri UBP’nin bu özelliğini bilmiyor muydu? Bilmemelerine olanak yoktu. Bunu çok iyi bildikleri ve işçi sınıfının muhalefet partilerini desteklemesini önlemek istedikleri için UBP’nin destekleme gayretkeşliği içerisine girdiler. Ama UBP öylesine sermaye güdümünde bir partidir ki kendisine işçi desteğini tam bir sadakatle sunan Türk Seni bile “üzecek” bir tutum içine girmekte tereddüt etmemiştir.

 

Çalışma hayatına  ve çalışma düzenine bakanlık seviyesinde ele alacak kadar önem vermeyen UBP iktidarı yükselen tepkiler karşısında bir açıklama yaparak durumu kurtarmaya çalıştı. Başbakan Nejat Konuk, çalışma işlevinin hangi bakanlığa bağlanacağının bir ortak bakanlar olacağını açıkladı. Demek oluyor ki sayın Başbakan çalışma işlerine sadece bir müdürlük seviyesinde ele alınacak kadar önem veriyor.

 

Gerekçe olarak Anayasanın Bakanlık sayısını on olarak kısıtlamasını gösteriyor. Bizce bu gerekçe geçerli bir gerekçe olamaz. Benzer veya bağlantılı hizmetlerin bir Bakanlık yönetiminde birleştirilmesi bizde yerleşmiş bir icra geleneğidir. Bu gelenekten ayrılmadan Anayasanın getirdiği sayı kısıtlaması içinde bir Bakanlık pekala Çalışma Bakanlığı olarak da isimlendirilirdi. Hatta başka başka işlerde daha ileri bir birleştirme yapılarak çalışma hayatı ve sosyal güvenlik konuları tek bir Bakanlığın görev alanı içine alınabilirdi. İşçi haklarına ve sosyal güvenlik konularımıza saygı bunu gerektirirdi. Halkımızın sola karşı yönelişinden kendi hesaplarına bir pay çıkartma çabası içinde kendilerine işçi haklarına en saygılı ekip süsü verenler iş icraata gelince hemen yakayı ele verdiler.

 

Bir Çalışma Bakanlığının kurulmaması UBP’nin özelliğinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, dikkatli gözler UBP içindeki hizipleşmelerden kaynaklanan bir ikinci sebep daha görebilmektedir. Acaba bir Çalışama Bakanlığı kurulmuş olsaydı, öteden beri bu Bakanlığı elinde bulunduran kişi şimdiki kadar kolayca kabine dışı bırakılabilecek miydi?

 

Her iki sebep de sonuç da aynı kapıya çıkıyor. UBP iktidarı çalışma düzeni ve sosyal güvenlik konularını küçümsüyor.

 

Yapılan eleştiriler karşısında Hükümet’in konuya ciddiyetle eğilmesini beklemek yerinde mi olur, bilemeyeceğiz. Ancak, çalışma hayatının ve sosyal güvenlik konularını ayrı bir Bakanlık çatısı altında düzenlemek için vakit henüz geçmiş değildir.


16-08-1976
Konuşma Başlıklarından
  • Sistemimizde kayıtlı konuşma başlığı bulunmamaktadır.
Videolar
  • Sistemimizde kayıtlı video bulunmamaktadır.